Tutsaklık Güncesi, Louis Althusser’in 2. Dünya savaşı sırasında esir düştüğü zamanlarda tuttuğu günlüklerin bir derlemesi. Althusser başka bir kitabında, bu dönemde yazdıklarının/düşündüklerinin daha sonraki fikir hayatında önemli bir yer tuttuğundan bahsediyor.Tutsaklık Güncesi’ni baştan sona kadar okumak gibi bir şansım olmadı, her seferinde, rastgele seçtiğim sayfalardan pasajlar okudum. İşin aslı, kitapta yazılanların çok da bir özelliği yok, en azından böyle bir düşünürden beklediğimizden daha azını buluyoruz, fakat ne yazık ki pek çok sevdiğimiz yazarın günlüklerini ya da mektuplarını okurken böylesi hayal kırıklığı ile karşılaşmaya mecbur gibiyiz.
Belki bizim/benim burada yazdıklarım(ız) da okuyanlar açısından ilginç, okunası gelmeyebilir; gelmesi elbette temennim(iz), ama tıpkı bu kitapta olduğu gibi asıl amacımız, burada yazılanların daha yeni, daha başka, daha olgun düşüncelerin temelini atması .
i.d.
________________________________________________________________________________________________________________
Blogun ismini ilk gordugumde (tanisma anini anlatan ciftler gibi oldu) isme asina oldugumdan googleda aratip Althusser’in oldugunu gordum. Gordugunuz gibi okumus etmis degilim.
Icinde “gunce” ve “tutsaklik” geciyor olusuna dair ise bazi dusuncelerim var.
Gunce kelimesini gunlukten fonetik olarak daha guzel buluyor olmam kisisel bir durum olsa da, icinde gazete anlami barindiriyor olmasi bir arti puan bence. Bkz. http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=verilst&kelime=g%FCnce&ayn=tam
Boyle guncel haber sunma gibi bir derdimiz yok elbette ama yine de ozellikle mimarliga dair gundemi takip edebiliriz zamanla daha da fazla.
Benim asil takildigim kisim ise “tutsaklik” elbette. Bkz. http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=verilst&kelime=tutsak&ayn=tam
Kelimelerin etimolojilerinden daha onemli bir husus var burada.( Ki TDK da pek sahane bir kaynak degil her zaman.)
Bir ise baslamak cogu zaman bir “surdurulebilirlik” gerektiriyor. Tabi onu surdurmek icin once emek verip buyutmek, beslemek, suyunu verip dogru yerde konumlandirmak da. Ama asil is bitki yerini sevdikten sonra aslinda.
Kanat Atkaya gecen gun bir yazisinda kitap arsizligini sevdiginden ve sevmedigi bir kitabi bitirmemenin vicdan azabini coktan attigindan bahsetmis. Kendi adima bu eylemi sikca gonul rahatligiyla tekrarlasam da, bu sadece benim sorumlulugumda oluyor. Sanal ortam, coklu paylasimlar girdiginde ise isin icine, durum bazen bir tutsakliga donusebilir, bir yuk bile olabilir sirtinizda. Kimsenin umrunda olmasa da siz bunu bir oz bilincle devam ettirmek, bitkinize her mevsimi geldiginde cicek actirmak isteyebilirsiniz cunku. Basladiginiz bir projeyi bitirip teslim etmek gibi.
Ama ya hic teslim yoksa? Muhtemelen abartiyorumdur… Tum kaygilardan, negatif ongorulerden uzak, keyifli okumalar…
moonfable
0 Yanıt, “Nedir?”