Burada ikinci defa soru sorma küstahlığı/cahilliğini gösteriyorum. Aydınlatın beni Übermenschen
Bu soruyu kaç gündür düşünüyorum. Halen bir yerlere varabilmiş değilim; zaten genelde bir şeyleri toparlamaya çalışırken ya çıkmaza ya olmaza varırım bu sebeple bunu her zamanki dağınıklığımla yazacağım.
Öncelikle bir şey olmak isteyen neden tuğla olsun ki? Sonra Termodinamik – 3. kanun? (tasarım ve a priori ye, 3 kanun tezat oluşturuyor olabilir, burası biraz daha iyi bir çözümleme gerektiriyor; okumak filan lazım)
Yine kopuk bir şekilde başka bir dala atlayarak, toprak seni olduğu gibi kabul edebilecekken sen onu neden ateşe attın gibi başka bir soru soralım. Bu sorunun cevabını “eksiklik” olarak görüyorum. Bir eksiğini kapatmak için icat ettin tuğlayı; hoş, toprak ateşi sevmeseydi belki şimdi bir kazma ne kazmak ister gibi bir soru da soruyor olabilirdik.
Eksikliğimizin çatısı altında toprak ve ateşten tuğlaya oradan yapıya giden bir durum var gibi [Burada ben başka bir soru daha sorayım: toprak neyle kaynaşmak ister? Alın size sürdürülebilir mimari :)]. Tuğla, yapı içerisinde ateş ve toprak özünden kurtulabiliyor ve kendi kimliğini oluşturuyor diyelim. Tuğlanın kimliğini bulduğu bu yer de bu sefer tasarımcının içerisindeki başka bir eksiklik devreye giriyor bence, buna bir arayış da der misiniz bilmiyorum. Kimisi ilk eksikliği kapatsam yeter diyor belki, kimisi tuğlaya kimlik vermek için deneysel bir sürece başlıyor, bazıları bir yerde duruyor, bazıları aramaya devam ediyor. Bütün bilgimizin deneyimle başlaması kısmı böyle bir şey herhalde fakat bütün bilgimiz deneyimden doğar mı?
Hani bu soruyla o bahsi geçen filmde adamın elinde tuttuğu tuğlayla yaptığı sunumun sonunda karşılaşmasaydım; belki, tuğlayı birey olarak algılar buradan da sabah çiftçi, öğlen işçi, akşam yazar olmak istiyor gibi bir sonuca da varabilirdim ama varmadım.